Archives

gravatar

TippingPoint yeni bolge muduru

Aralik ayi itibariyle dunya capinda lider Intrusion Prevention System ureticisi TippingPoint'in Turkiye Bolge Teknik Muduru oldum. Atamayla ilgili detaylara asagidan ulasabilirsiniz:

http://www.mediacatonline.com/Home/HaberDetay/?haberid=46932

gravatar

Doktorlar Hastaneler İlaçlar

Hakikaten tebrik ediyorum. Öncelikle gazeteleri tv'leri, muhabirleri. Sonra profesör doktorları, sonra pandemi mi ne, o kurulu... sonra da sağlık bakanını tabii ki de başbakanı. bu A gribi konusunda kafamızı bulaşık suyuna çevirdikleri için. Şimdi 1.5 yaşında oğlum var 75 yaşında da annem var. İkisi de risk grubunda. Annemin son 2 haftadır gördüğü tüm doktorlar "aşılanın" dedi. Oğlumla ilgili doktorlar ise "aşı yaptırmayın" dedi. Bizi böyle iki cami arasında beynamaz bıraktıları için tebriği hak ediyorlar.

Birkaç sözüm de Özel Yüzüncü Yıl Hastanesi'ne. Annemin Kroner Kalp Hastalığı'ndan dolayı geçen haftanın 3 gününü bu hastanede geçirdik. Raporumuzu yeniletmek için birçok tahlil, rontgen, ultrason, vb. yaptırdık. Şimdi neresinden başlayayım. Zaten sabıkalı bir hastane: eşimin gözündeki iltahaba "toz kaçmış geçer" diyen göz doktoru yüzünden. Doktorumuz sağolsun iki tane ilaç verdi. Annem yataktan kolunu kıpırdatamaz hale geldi. Sonra tekrar gittik dedik "annem perişan oldu". Bir kızdı bir söylendi... Tabii doktordur dedik saygı gösterdik. Ama neden çoğu doktor böyle "emret komutanım" diye karşısında durmamızı gerektiren bir hava yaratıyor anlayamıyorum. Neyse verdiği ilaçlardan birini iptal etti. Annem hala perperişan. Bende bu doktorun kontörü bitti açıkçası. Tamam doktorsun da tek doktor değilsin Ankara'da. Gecen sene anneme başarılı bir Anjigrafi tetkiki yapan doktorumuza gittik 29 Mayıs hastanesine. İlaçlarımızı, raporumuzu filan tekrardan yazdırdık. Aman diyim 100. yıl hastanesinden uzak durun.

Son olarak, annemin damarlarını bir türlü bulamayan, iki kolunu da delik deşik eden en sonunda canını yakarak bilek yanından kan alan 100. yıl hastanesi hemşirelerine de buradan sevgilerimi gönderiyorum.

gravatar

Bir General Dynamics kuruluşu olan Gulf Stream şirketi en son ürünü olan G650'nin lansmanını yaptı. Uçağı küçük işi jeti sınıfında farklı kılan bazı özellikleri var: 28 inç genişliğinde pencereleri, 0.85 knot hızla 7000 nm. menzile sahip olması. BR 725 Rolls Royce marka motorlarla uçuyor. Motor bakımları 10.000 saatte bir yapılıyor. Uçağın büyük bakımı 600 saat/12 aylık periyodlarla yapılabiliyor.
Ürünün youtube'da bir sürü videosu var. Ben çok etkilendim. En kısa zamanda Simülatörüme yüklemeyi düşünüyorum. Bir de THY livery bulursam daha ne isterim


http://www.youtube.com/watch?v=vcjr3w9R8os&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=yFylT_086Is

http://www.youtube.com/watch?v=IW_72z5jbOA

http://www.youtube.com/watch?v=mDjkvyMWU44&feature=PlayList&p=C9B0A461F73F4B2E&playnext=1&playnext_from=PL&index=29


etc.... :)

gravatar

9. Bölge

Gecen Perşembe günü 9. Bölge District 9) adlı 2009 yapımı filmi seyrettim. Bu filmde uzaylılara farklı bir bakış açısı getirmiş. İnsanın güçlü olduğunu hissettiği anda ne kadar gaddar acımasız ve saldırgan olabildiğini gözler önüne seriyor. Gerçekten trajik bir son beklerken Neill Blomkamp çok güzel bir yerde bağlamış. Son zamanlarda heyecanla izlediğim bir film. Ayrıca bütün uzay gemilerinin Nivyork ya da Vaşington'a ya da Kuzey Amerika'ya inmediğini de öğrenmiş oluyorsunuz, bu da filmin ayrı bir faydası.

Eklemeyi unutmuşum. Sharlto Copley (Wikus) çok başarılı bir oyun çıkarıyor. Aslında hepimizin, değişen şartlara zor da olsa uyum sağlayarak başarılı olabileceğimizi (en azından içinde bulunduğu durumda en iyisi neyse o) gösteriyor. Wikus uzaylı olmayı da sevmişe benziyor. Hele o silahları kullanabildikten sonra...

Filmin çekim tekniği ile ilgili söylenecek çok şey var. Öncelikle belgesel tarzında çekilmiş gibi. Bir baştan bir sondan sahneler göstermek, zaman kavramını insanın zaten yorgun olan beyninde bulaşık teline çevirmek herhalde Lost'dan edinilmiş bir alışkanlık. Neymiş, nolmuş, nolcakmış filan derken bir bakıyoruz filmin sonundayız. :) İyi seyirler.

gravatar

Fahir Atakoğlu Radyo konserinde


17 Ekim akşamı Ankara Radyosu büyük stüdyo çok büyük müzisyenleri ağırladı. Fahir Atakoğlu (Piyano), Antony Jackson (Bass) ve Horacio "El Negro Hernandez" (Davul) bize muhteşem bir 90 dakika yaşattılar. Fahir Atakoğlu ve grubunun enerjisi had safhadaydı. Hepsinin performansı bence mükemmel olmasına rağmen en inanılmazı ve doyurucu olanı Antony Jackson'dı. Onun bir gitara vuruşu sanki bir futbolcunun tüm gücü ile kaleye giden bir topa vuruşu gibi... Ancak Jackson'ın farkı her vuruşun bir gol olması. O kadar ağır kanlı ve istif bozmayan bir yapısı var ki, parça aralarındaki alkışlara da yalnızca 1 kez itibar ettiğini gördüm. O da bas solosundan sonraki kararsız alkış başlangıcını bize bir kez bakıp gülümsemesi ile coşturmasıyla oldu... Konserden sonra Fahir Atakoğlu'nun Grammy'e aday gösterilen Faces and Places albümünü satın aldım. Bu albüm 52. Grammy Ödülleri’nin giriş listesinde “Record of the Year”, “Album of the Year”, Best Contemporary Jazz Album, Best Improvised Jazz Solo, “Best Instrumental Composition”, “Best Instrumental Arrangement”, “Best Engineered Album” olmak üzere tam 7 dalda aday olmaya layık görüldü. Bir sonraki yazıda dünyaca ünlü müzisyenimizin Grammy ödüllerini aldığını duyurmayı da isterim.

Sanatçının sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

gravatar

Bu aşk:

http://www.facebook.com/video/video.php?v=250960140561&ref=nf

Bu da aşkla işini yapmak:

http://www.funnyplace.org/stream.php?id=6375


Her iş yerinde olması gereken birbirini dinleme anlama, sinerji, enerji, motivasyon, vs. Ne yazık ki çoğu işte işi verip arkasını dönme davranışı ile sık sık karşılaşıyoruz. Ne mentoring, ne eğitim ne öğretim. Sorumluluk verip yetki vermemek. Hani biraz yetki verirsem benim de paçama yapışır de ayağımı kaydırır hesapları. Ne zavallıdır o insanlar. Dünyada yatacak yerleri yoktur. Kendi yanlızlıkları içerisinde boğulup gitmeye mahkumdurlar. Bununla birlikte onlarla birlikte çalışanların ışığı, birlikte çalıştıkları süre içinde biraz söner gibi olur. Gölge bir süre sonra önünden çekilir. Güneş doğar.

gravatar

Kaliforniya'daki Bankanın Hatası

24 Eylül'de SANS bülteninde yayınlanan bir habere göre, Kaliforniya'da bir banka, 12 Ağustos 2009 günü, içerisinde 1300 müşterisine ait sosyal güvenlik numarası ve banka hesabı bilgileri bulunan mektubu "Yanlışlıkla" bir e-posta hesabına gönderdi. Daha sonra hatayı fark eden banka yetkilileri, hesap sahibine gönderilen e-postanın bir hata olduğunu ve içeriğini okumadan ve başka birine göndermeden silmesini rica eden bir e-posta daha gönderdiler. Banka, e-postasına yanıt alamayınca Google'dan ilgili hesap sahibinin kimliği ile bilgileri talep etti. Google'ın yanıtı "mahkeme kararı olmadan herhangi bir kullanıcı bilgisinin 3. taraflara iletilmesinin hukuka ve kullanıcılarla yapılan anlaşmalara aykırı olacağı" şeklindeydi. Bunun üzerine mahkemeye giden Banka, mahkeme kararı ile e-posta hesabının devre dışı bırakılmasını sağladı.

Hikaye böyle. Benim buradan çıkardığım dersler şunlar:
1. Banka bir Data Leakage Prevention sistemini ya kullanmamaktadır ya da etkin olarak çalıştırmamaktadır.

2. Bankada bilgi sınıflandırması yapılmamıştır veya sınıflandırılan bilgiye davranış konusunda yeterli önlem alınmamıştır.

3. Banka kendi risklerinin realize olmasına neden olan hatasını, iki masum 3. partiye transfer ederek kapatmaya çalışmıştır (Google ve hesap sahibi kişi)

4. Sadece kendimize ait sandığımız bir e-posta hesabı bir mahkeme bir anda kapatılabilir ve orada sakladığımız gigabaytlarca bilgiye elveda diyebiliriz.

Aynı olay Türkiye'de olsaydı ne olurdu? Geçmişe bakıp geleceğe bir projeksiyon yapmak zor değil (en azından mentalitenin değişmediği varsayımı ile). Tr bankası eposta sağlayıcıya bilgileri göndermesine yönelik bir ricada bulunur, kabul edilmez. Bunun üzerine Tr bankası mahkemeye gider, mahkeme eposta sağlayıcıdan hesabı kapatmasını ister, eposta sağlayıcı Türkiye'de kurulu olmadığından mahkeme kararını umursamaz, mahkeme de mahkeme kararlarına uymamaktan dolayı eposta sağlayıcıya erişimi süresiz olarak kapatır. Sonuçta kim kaybeder? Herkes...

gravatar

Microsoft'un yeni güvenlik ürünü bugün indirilmeye hazır

Microsoft'un son bir yıldır geliştirmekte olduğu yeni ücretsiz güvenlik yazılımı "Microsoft Security Essentials" bu sabahtan itibaren indirilebilmektedir. Bu ürün Microsoft'un daha önce çıkardığı ücretli Windows Live OneCare'in yaşam sonu duyurusundan sonra onun yerini almak üzere tasarlanmıştır. Ürün içeriğinde antivirüs ve antispyware özellikleri mevcuttur. Emsallerine göre daha az disk ve bellek tüketimi hedeflenmiştir. Ürün Windows XP, Vista ve Windows 7'de çalışıyor ve 4.7 MB kurulum dosyasına sahip. Ben bu yazıyı yazarken henüz web sayfası indirmeye açılmamıştı ancak bu adresten ileriki saatlerde indirilebilir. Daha sonra kurup inceledikten sonra bir yazı daha yazmaya çalışacağım.

Bu hareket diğer ücretli anti malware üreticilerini ne kadar etkiler önümüzdeki aylarda ortaya çıkacaktır.

29 Eylül Güncelleme: Uygulama çok basit ve fazla konfigürasyon gerektirmiyor. Kurulum 2 dakikadan kısa sürdü. İmza güncellemelerini kısa bir sürede indirdi. Kullanımı kolay bir AV uygulaması.

30 Eylül güncelleme: Bu Uygulamayı yükledikten sonra bilgisayarda ciddi kilitlenmeler yaşanmaya başladı. Henüz MS Security Essentials ile ilgili olup olmadığını çözemediğim bu durum hakkında sürekli güncelleme yapacağım.

gravatar

Opus 06 Yeniden Hayata Dönüyor

Bundan 4 sene önce bir yaylı dörtlü (quartet) kurmuştuk. Tamamı klasik müzik kökenli 4 müzisyen olarak güzel bir repertuar oluşturduk. 2 sene kadar kesintiye uğrayan çalışamalarımıza Ekim ayında tekrardan başlıyoruz. Tangodan klasiklere, Frank Sinatra'dan Sonbahar Yaprakları'na kadar geniş repertuarımıza daha da güzel eserler katarak çalacağız, eğleneceğiz. Unutmadan söyleyeyim: Bu grubun elemanlarının hiçbirinin asıl mesleği enstruman çalmak değil. Ankara'da bu formasyonda başka bir grup duymadım.

1. Keman: Altuğ 2. Keman: Şafak Viyola: Sibel Viyolonsel: Levend

gravatar

Hackers and Painters

gravatar

Müzik